Ephesus (Efes) Antik
Kentinin Konumu
Anadolu’nun
Batı Ege kıyısında yer alan Ephesus, günümüzde ki İzmir’in Selçuk ilçesi
sınırları içerisinde yer alan bir Yunan kentiydi. İklimi ile Doğu ve Batı’nın
birleştiği özel bir konuma sahipti. Bir liman kenti olması nedeniyle de hemen
hemen bütün tarihi dönemlerde Ege Denizi ve Orta Anadolu’daki bütün liman
kentleri ile sıkı bir ticari ilişki içerisindeydi.
Ephesus,
çağdaş dönemlerinde üzerine yapı inşa edilmeyen, Anadolu’nun eski ana tanrıça
(Kybele) geleneğine dayalı Artemis kültüne ve en büyük tapınağına sahip olması
nedeniylede ayrıcalıklı öneme sahip olan bir mega kentti.
Ana Hatlarıyla: Ephesus
(Efes) Antik Kenti
Ephesus Limanı
rekonstrüksiyonu
Roma
Dönemi’nde bütün yarımada gibi Ephesus da, Roma İmparatorluğu’nun egemenliği
altına girmiştir. Roma Asya Eyaleti’nin başkenti olmasıyla Ephesus, altın
çağını da MS. 2. ve 1. yüzyılda yaşadığını söyleyebiliriz. Eyalet merkezi
olmasına rağmen; agora, stoa, gymnasion, tiyatro, odeon, kütüphane, çeşme ve
hamam gibi çeşitli hizmetler veren görkemli yapılar, Roma’yı aratmayacak
güzelliğe ve öneme sahipti.
Ephesus’un Kuruluşu
Eski
efsanelere göre; Yunan mitolojisinde Amazon adı ile bilinen kadın savaşçılar
tarafından kurulmuş ve günümüzdeki adının da Ana Tanrıça kenti anlamına gelen
Arzawa krallığındaki bir kentten, Apasas’dan geldiği düşünülür.
Hadrianus
Tapınağı girişindeki frizde ise Ephesus’un 3 bin yıllık kuruluş efsanesi şu
cümlelerle yer alır: ‘Atina kralı Kodros’un cesur oğlu Androklos, Ege’nin karşı
yakasını keşfetmek ister. Önce, Delfi kentindeki Apollon Tapınağı’nın
kahinlerine danışır. Kahinler ona, balık ve domuzun işaret ettiği yerde bir
kent kuracağını söyler. Androklos bu sözlerin anlamını düşünürken Ege’nin
lacivert sularına yelken açar… Kaystros (Küçük Menderes) Nehri’nin ağzındaki
körfeze geldiklerinde karaya çıkmaya karar verirler. Ateş yakarak tuttukları
balıkları pişirirlerken çalıların arasından çıkan bir yabandomuzu, balığı
kaparak kaçar. İşte kehanet gerçekleşmiştir. Burada bir kent kurmaya karar verirler.
Yunan Kentinden Roma
Kentine Geçiş Süreci
İskender’in
haleflerinden Lisimakhos, batı Anadolu’ya hâkim olduğu yıllarda Ephesus’u
ovadan Bülbül dağ önüne kaldırmıştır. [2] Ephesus’un Bülbül dağ ile Panayır dağ
yamaçlarına kaldırılmasında başlıca iki sebep vardı: Küçük Menderes’in
getirdiği birikintiler limanı doldurmuş, şehir çevresinde bataklıklar
yaratmıştı. Şehir ise ancak iyi bir kanalizasyon sayesinde varlığını
koruyabiliyordu. Diğer taraftan ova ve arkasındaki Selçuk tepesi savunma
bakımından güçlü değildi.
Ana Hatlarıyla: Ephesus
(Efes) Antik Kenti
Büyük Ephesus Tiyatrosu
Rekonstrüksiyonu
Lisimakhos
kenti geliştirmek için kolları sıvayarak, Panayırdağ ve Bülbüldağ’ın
yamaçlarına savunma duvarı ve yeni bir liman inşa ederek kenti 2,5 km güneybatıya
taşımıştır. MÖ. 281 yılında ise kent Ephesus adıyla tekrar kurulup, Akdeniz’in
en önemli ticari limanlarından biri haline gelmiştir.
Lisimakos’un
ölümünden sonra kent, önce Bergama krallığıyla (M.Ö. 129 yılında Pergamon kralı
Attalos, bölgeyi bir Asya eyaleti olarak Roma İmparatorluğu’na katmaları için
krallığını Romalılara miras bırakmıştır ve Roma’da bu vasiyetten
faydalanmıştır.[4]) Romalıların eline, sonra da tamamen Roma Cumhuriyeti’nin
idaresi altına girip Küçük Asya Eyaletinin başkenti oldu. Bu şüphesiz şehrin
kazandığı önem açısından bir dönüm noktasıydı. Bundan sonra şehrin büyümesi ve
anıtsal eserlerle donatılması kaçınılmazdı. Ancak kuruluşu itibariyle bir
Hellen kenti olan Ephesus aynı zamanda üç yönlü bir değişim geçirecekti. Bu
değişimlerden ilki daha kalabalık bir nüfus, diğeri de güvenlik ve mimaride
yaşanan değişiklikle kendini belli edecekti.
Ephesus Kuretler Caddesi
Rekonstrüksiyonu
Hellenistik
kent, bütün cadde ve sokakların birbirini dik açıyla kesen dikdörtgen ızgara
bir plana sahiptir. Kendi döneminde dünyanın en gelişmiş kentlerinden biri olan
Ephesus, o günkü koşullara göre yüksek teknoloji ve ustaca beceri gerektiren
mermer yapıtlar ile inşa edilmiş ve süslenmiştir.
Ephesus
kısa sürede büyüyerek nüfusu yüzbinlerle ölçülür duruma gelmiştir. Nüfusun
artmasında ise hiç kuşkusuz liman ve kült merkezi etkili olmuştur. Bununla
ilintili olarak da pek çok din ve ırktan insanların bir arada var olduğu bir
kent haline gelmiştir. Yapılan araştırmalara göre Roma Dönemi’ndeki nüfusunun
200.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Günümüze kadar ulaşan
kalıntıların çoğu da Roma İmparatorluğu’na bağlı olduğu döneme
tarihlenmektedir.




harika bir yer
YanıtlaSil